Instagram

İletişim

TEL: 0 533 239 18 56
Adres : Çağla Plaza, Atakent, Mithatpaşa Caddesi No:116, Ümraniye

E-Mail

Sınır Ne Demek?

Sınırlar kendimizi tanımlar. Kim olduğumuzu ve kim olmadığımızı belirler. Sınır, benim nerede bittiğimi ve bir başkasının nerede başladığını görmemi sağlayarak bana sahip olma hissi verir.

Neden Sınır Koymam Lazım?

Bizler, belirli görevlerin sorumluluklarını üzerimize almak için yaratılmışız. Sorumluluk almanın veya sahibi olmanın bir yanı da, neyin sizin göreviniz olduğunu ve neyin olmadığını bilmektir.

Devamlı surette görev alan çalışanlar, sonunda yorgunluktan bitkin düşerler. Ne yapmamız ve neyi yapmamamız gerektiğini bilmek, akıl ve bilgelik gerektirir. Her şeyi yapamayız.

Bu dediklerimi şu örnekle açıklayayım:

Danışan Ayşe, neyin kendi sorumluluğu olduğunu veya olmadığını ayırt etmede güçlük yaşıyor. Doğru olanı yapmayı, ya da başkalarıyla çatışmak istememesi yüzünden, aslında onun için yaratılmamış sorunları üzerine alıyor: Annesinin geçmeyen yalnızlığı, patronunun sorumsuzluğu, arkadaşının bitmeyen sorunları, duygu sömürüsü yapan dernek başkanının kendisinden ödün verme mesajı ve kocasının çocukça davranışları.

Sorunlar burada bitmiyor. Ayşe’nin Hayır diyememesi yüzünden oğlu okulda doğru davranışlar sergileyemiyor ve haz ertelemeyi öğrenemiyor çünkü annesi ona devamlı EVET diyor.Belki de bu şekilde, Sırf bu nedenle kızı kendisinden uzaklaşıyor.

Sınırları bilmemiz demek sorumluluklarımızı da bilmemiz demek. İki kavram birbirini tamamlayan kavramlardır.

Neden Sınır Koyamıyorum?

  1. Ben de sınırlar koyup, sevilen bir insan olabilir miyim?
  2. Haklı sınırlar nelerdir?
  3. Ya birisi benim sınırlarım yüzünden incinir veya üzülürse?
  4. Vaktimi, sevgimi, enerjimi veya paramı isteyen birisine nasıl ‘hayır’ diyebilirim?
  5. Neden sınırlarımı belirlerken vicdan azabı duyuyor ve kendimi suçlu hissediyorum?
  6. Sınırların itaat etmekle nasıl bir ilişkisi var?
  7. Sınırlarımı koymak bencil bir davranış değil mi?

Çünkü endişelerimiz var. Yukarıdaki konularla ilgili olarak söylenenlerin yanlış biliniyor olması, sınırların yanlış öğretilmesine neden olmuştur.

Yanlış öğrendiğimiz bilgiler bize şu şekilde dönüyor. Depresyon, anksiyete, yeme bozuklukları, bağımlılıklar, tepkisel bozukluklar, içe kapanıklık problemleri, panik bozukluklar ve ilişki ya da evlilik sorunları gibi pek çok klinik belirtiler olarak. Bu saydıklarımızın tümünün kökeninde, sınırlarla olan uyuşmazlıklar yatmaktadır.

Sinirlar Nerede Başlar Nerede Biter?

Fiziksel dünyada sınırların görünmesi kolaydır. Çitler, işaretler, duvarlar, üzerinde timsah resmi olan levhalar, şekil verilmiş Çimler ya da çalılardan yapılma çitlerin hepsi fiziksel sınırlardır farklı görünümleri olsa da hepsi aynı mesajı vermektedir. Burada benim Mülküm başlıyor. Mülk sahibi, yasal olarak o mülkte olup bitenden sorumludur. Mülk sahibi olmayanlar ise sorumluluk taşımazlar. Çünkü mülk başkasının.

Fiziksel sınırlar kimin tapu sahibi olduğunu gösteren mülk sınırlarını işaret eder.
Manevi dünyada ise sınırlar görünür olan sınırlar(yani fiziksel sınırlar kadar) kadar gerçektir, ancak bu sınırları görmek daha zordur.

Fiziksel Sınırlarım

Bahçemin sınırları: Yazı koyuyorum, çit çekiyorum, alarm kuruyorum.
Kollarımı açıyorum kendi etrafımda dönüyorum bu benim mahrem alanım.
Derim, vücudumun sınırı.
Fiziksel dünyada kapı kilitliyoruz. Çit, tel örüyoruz, başımız üşümesin diye kapşon takıyoruz.

Ruhsal Sınırlarım

Fiziksel sınırlar gibi görünür değiller manevi sınırlar. Ama belirtileri var. Huzursuzluk hali, bezginlik, kızgınlık, yetişememe hissi ( Kronik depresyon), Panik atak, takıntılar (Anksiyete bozukluğu) ya da yeme bozukluğu yaşıyorsak ruhsal sınırlarınızı koruyamıyorsunuz demektir. Bedenim benimle KONUŞMAYA başlamış demektir.

Takıntılar, ne zaman oluyor, ne zaman fazlalaşıyor. Ay ocağı kapattım mı? Ay ütünün fişini çektim mi? Örnek: Her işe gittiğimde, her anneme gittiğimde…

Bunları yaşıyorsak biri bitiyor biri başlıyorsa ruhsal sınırlarımız işgal ediliyor ya da böyle bir sınır yok demektir.
Neye evet diyeceğiz?
Neye hayır diyeceğiz?
Bunları öğrenmenin zamanı gelmiş demektir. Belki de herkesi memnun etmekten vazgeçmeliyiz.

Şimdiye kadar konuştuklarımızı neden konuştuk? Çabamız ne? Dengeli, sağlıklı bir hayat kurmak.
Bilgelik; Kamil insan olmak; Kişilik oluşturmak; Benlik oluşturmak; Benim sorumluluk alanlarımı bilmem: Hepsi aynı şey. Bunları yapabilmem için şu soruları kendime soruyorum. Ne istiyorum? Ne hissediyorum?

Posted in

Uzman Aile Danışmanı Elif Fırat sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin